skip to main |
skip to sidebar
Gidiyorsun öylemi...?Kısık bir sesle evet diyebildi adam.Yağan yağmura aldırmadan uzun uzun baktı kadının gözlerine ve yıllarca içinde biriktirdiği herşeyin resmiyete döküldüğü okul yıllarından kalma defterin kareli satırlarına yazılmış mektubu verdi...Ve ardına bakmadan gitti...Sevda Sokağı...Yazı Dizisi Tadında Hayali Bir Aşk Hikayesi...( Yapım ve onarım çalışmalarımız devam etmektedir...)BLoGHaNe & MiniMaLiTe ( blogbiraderler gururla sunar :)
Bloghane gider de ben dururmuyum!Bende cumartesi akşamı apar topar iki günlük bi tatile çıktım...Bloghane Saroz'daydı ben ise tam kuzeyinde Kıyıköy'deydim.Aslında güzel bi yer ama daha üç beş senedir keşfedilmiş tam tatil mekanı haline geçmeye çalışan bi yer.Denizi ise çok eğlenceliydi.Karadeniz'in her zamanki hırçınlığı üstündeydi yani...Pazar sabahı erkenden kalkıp kırklareli şehir merkezinde askerlik yapan arkadaşım aynı zamanda süt kardeşimin yanına gittik.Onunla kısa ama dolgun bir vakit geçirdikten sonra kıyıköye geri döndük.Ordada deniz ve mangal keyfi yaptıktan sonra saatin fazla ilerlemesini beklemeden çıktık.Gelirken trafik olmasın diye Avcılar'dan yanyola girip ikittelli yoluyla gelmeye çalıştık ancak bilmediğimiz bir şey vardı o gün İkitelli Atatürk olimpiyat stadında Galatasaray'ın hazırlık maçı vardı.1 saat boyunca trafiğin açılmasını bekledik.Anlıyacağınız İstanbul kıskanmıştı o kısa süreli ayrılığımı ve geri dönüşümde bunun cezasını bana çektirmeye çalışıyordu.Neyse ki bu küçük cezayla kurtamış olduk kendimizi...
Bu kaçamak çok iyi olmuştu aslında senaryo için süper fikirlerle geri döndüm.
Bu akşam Bloghane'yle bi toplantımız var ve en kısa zamanda başlıyoruz...(A.E.O.)
Aslında bugünlerde önemli ve güzel bi işe el atıcaktık ancak; ortağım ve kardeşim aynı zamanda bloghane ve istanblog'un sahibi can dostum kısa süreli bi tatile çıktığından bu iş biraz aksadı..
İşe gelirsek bir senaryo yazmamız istendi.
Bir yapımcı ağabeyimizden geldi aslında bu istek.
Bloghane ilk başta sıcak bakmadı ama ben güzel bi konu bulunca hemen fikri değişti.
Hatta bu senaryo için sessiz bir mekanda daha iyi çalışırım düşüncesiyle tatile çıktığıda rivayet edilir.
Konu her film ve dizide en azından bir karede bile olsa işlenen AŞK üzerine...
İlerleyen günlerde bloghane de gelince daha detaylı bir görüşme yaparak bu işe başlıyacağız..(inşaallah)
Bide bu senaryoyu bölüm bölüm olarak bloghane veya minimalite'de yayınlacağız bunu da şimdiden söyliyim istedim...
İlginizi ve yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyeceğim...(A.E.O.)
Dünyanın en güzel şehirlerinden biri… (benim için en güzeli)
Yedi tepeli eşsiz güzellikte, adına şiirler şarkılar yazılmış, uğruna memleketler terk edilmiş. Taşı toprağı altın denmiş onun için, dünyada içinden deniz geçen tek şehirmiş İstanbul, dört bir yanı cennet, her yeri ayrı bir güzel…
İstanbul’u bilenler, bilmeyenlere anlatıyor şimdilerde, kalabalık caddeleri, çileye dönen trafiğine rağmen, İstanbul’un lezzetini başka şehirde bulmak pekte mümkün değil…
Öyle bir tarihe tanıklık etmiş ki, kimler gelmiş geçmiş topraklarından. Lokasyon itibariyle şimdilerde bile dünyanın en önemli merkezlerinden olan İstanbul için kimler savaşmamış ki…
1453 yılında Fatih Sultan Mehmet HAN'ın fethi ile Osmanlı topraklarına katılan İstanbul, o dönemden kalan eserleri ile her yıl milyonlarca turist ağırlıyor. O şanlı tarihin kalıntılarına birer Evlad-ı Fatihan olarak sahip çıkabiliyormuyuz acaba buda kendi içimizde sorgulamamız gereken ayrı bi durum...
Acaba kaçımız o değerleri korumayı düşünüyoruz İstiklal'de Beyoğlu'nda gezer eğlenirken Galatasaray'a inerken Çamlıca'dan tepelemesine bakarken o her karış toprağı öpülesi İSTANBUL'a ...